Ulusal Egemenliğimizin 90. Yılı ve Çocuklarımız…

23 Nisan 1920 devlet yönetiminde millet egemenliğinin üstün kılındığı tarihtir. Ulusal egemenlik bayramı Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmişse bunu bir emanet, miras olarak düşünmek gerekir. Son 60 yıl içinde bu bayramın “ulusal egemenlik” vurgusunun kaybolduğunu ve giderek çocuk şenliğine indirgendiğini görmekten üzüntü duyuyoruz.

Padişahlıktan cumhuriyete geçişin en önemli ayağı meclistir. Babadan oğla geçen hakimiyetin, seçmenden meclise doğru değişmesi en radikal devrimdir. Cumhuriyetin ilanından itibaren gelişimini sürdürmesini beklediğimiz devrimlerde gerileme hızlanmaktadır. Kendi mebusunu seçemeyen, genel başkanların listesini oylayan yurttaşların egemenliği eksik ve sakattır. Meclisin 90. Yıl dönümünde bir padişah yerine 3-5 padişahın mutlak egemenliğinden söz ediyoruz. Aralıklarla önümüze konan sandıklar millet egemenliğinin mecliste temsiliymiş gibi gösterilse de kendi ilimizin mebusunu değil parti logolarını seçmekteyiz.

23 Nisan 2010 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tam da anayasa değişikliklerinin oylandığı döneme denk geldi. İktidarın yürütme ve yargıya müdahalesini genişletecek olan değişiklikler arasında ne seçim barajının kaldırılması ne kürsü dışındaki dokunulmazlıkların kaldırılması ne de ön seçim var. Bayrama dair elimizde kalan tek şey “çocuk şenliği”. Evlatlarımız, yarının seçmenleri, yöneticileri yalnızca çocuk olmakla mutlanıyor, şımartılıyor bu tarihte. Dünyada kendisine bir bayram hediye edilmiş olan yalnızca bizim çocuklarımız. Ne kadar övünsek, atamıza minnet ve şükran duysak da az. Keşke bayrama esas gerçek ulusal egemenliği de hediye edebilseydik onlara. Böyle bir çocuk bayramından mahrum milyarlarca çocuğun ülkesinde seçim yasaları, seçilme koşulları ve sorumlulukları çok daha adil ve hukuki. Başkaları yönetime dahil ve egemen oluyor, biz bayram ediyoruz.

Son birkaç yıldır resmi bayramları tarihi dışında kutlama geleneği gelişti. Pek çok ilde, binlerce okulda bir gün önceden, öğle arası, okul çıkışı tören yapıp bayramda tatil yapmak moda oldu. Bu yıl Cuma gününe denk gelen 23 Nisan çoğu okulumuzda perşembeden kutlandı. Üç gün tatil yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşadık. Ulusal kaderimizin değiştiği, tebaa olmaktan Milet olmaya geçtiğimiz bu önemli tarih cadılar bayramı ya da sevgililer günü değildir. Kutlama ve eğlence, düşünme ve değer bilmenin önüne geçmemeli.

Bu bayram yazısını kaleme alırken Siirt’te ilköğretim çocuklarına tecavüz eden 100 yetişkin hakkında haber yasağı konmuş, 18 yaşında internetten silah satın almanın yasal zemini oluşturulmuş, okul servisi kazalarında 1 evladımız ölmüş 12 si yaralanmış, yine açık bırakılmış bir fosseptik 8 yaşında bir kızımızı yutmuştu. Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanımızın Milli Eğitim Bakanımızla birlikte her gün benzerlerini yaşadığımız bu facialar karşısında sorumluklarının gereğini yapmalarını bekliyor, talep ediyorum. Eğer o koltuklarda oturmaları 23 Nisanlarda temsilen oturtulan çocuklarınkinden farklı ise kadına, aileye, çocuğa, okullara, eğitime sahip çıksınlar. Kabinede kadın kontenjanından bulunuyorlarsa 24 Nisan itibari ile o koltukları boşaltmaları gerekir.

Ulusal Egemenliğimizin meclise gerçekten yansıtıldığı, çocuklarımızın 365 gün boyunca değer gördüğü 23 Nisanları görme, kutlama dileklerimle…

Cansel Güven

 

 

 

 

 

 

X