Bazen bir direniştir, sessizlikle tartışamazsınız çünkü. Çoğu zaman da vazgeçiştir, boyun eğmektir. İçinden konuşmak zehirler insanı, kimi zaman da delirtir. Siz susarken içiniz haykırmıyorsa, ölmüşsünüz demektir.
Hiçbir şey söylemeden çok konuşanlara inat giderek suskunlaştık. Sözcülerin bitmez monologu sürerken dilsizler cumhuriyetine döndü memleket.
Bir insan, bir toplum neden susar?
Sesinin duyulmasından umudu kesmiştir, kendi içine konuşur, küser.
Sesine verilecek tepkiden korkar, sözünü kendine saklar.
Kendini seslendiren bir lider bulur, yalnızca baş sallayarak, alkışlayarak susar.
Yansımasız kara delikler yorar insanı, sesin sahibi bir “es” vermek ister, susar.
Sözünün ereceği yere gönül eğmez, sesine kıyamaz susar.
Bazı suskunlar haykırmazdan önce ses, nefes biriktirir ki; en tehlikeli susuştur.
Susuş uzarsa ses küser zamanla…
İçinizde kitap cümleleri, ünlemler biriktirip sabırla beklerken; söz sırası geldiğinde lâl olmak mümkündür. Tam da sırasıyken, taşı gediğine koymak, üzerine söz söylenmez bir söz etmek zamanı gelmişken susuvermek ne acı…
Susmak iyidir bazen…
Sözün bittiği yerdeyseniz, kendi sözünüzü sivriltip size batırmak için fırsat kollayanlar varsa konfordur, şaşırtmacadır, intikamdır hatta…
Kararınca susmak gerek aslında. Ağzınızı açtığınızda çoktandır sağırlaşanlar kulak kesilir. Alçak sesle tane tane yeniden konuşmak… Çürütülemez, reddedilemez şeyler söylemek slogan atmaktan daha etkilidir aslında.
Sabırsa susmak, nefeslenmekse, iç sesi akort etmek içinse iyidir…
Susuyoruz nicedir. Nedenleri anlaşılır, süresi muğlak susuyoruz… Yeniden konuşmayı unutacak değin susmuş olmaktan korkuyorum. Kendimizle konuşmayı bırakmış olmaktan korkuyorum. İçinde kelimeler biriktirirken uzun susmuş biri demler düşündüklerini. Konuşurken Sesi çatlasa da sözünü söyler, çünkü vardır. Susuşu ve edilgenliği ödüllendirilmiş olanlar, kendine dublaj yapılanlardan olmuş isek çok yazık…
Ben seni dinlemek için susuyorum şimdi. Ses ver güzel ülkem, kulak kesildim…
Cansel GÜVEN
Ulus Gazetesi 27 Nisan 2011
