MEB YİNE ELİNE, YÜZÜNE BULAŞTIRDI

Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Milli Eğitim Bakanlığı ile öğretmenleri karşı karşıya getirdi. Yeni uygulama zorunlu hizmetini erteleyenleri ödüllendirirken, bu görevini yapmakta olanları mağdur etmiş, tamamlamış olanları bile vicdanen incitmiştir.

Kitle örgütlerinin ortak talepleriyle, bakanlık bürokratlarının uyumlu çalışmasının ürünü olan affa bugün itibari ile kimse sahip çıkmamakta, bu haksızlığa karşı bireysel tepki gösteren öğretmenlerimiz isyan etmektedir.

Bakanlığın “sendikalar istedi”, sendikaların “bakanlık yaptı” mazeretlerini inandırıcı bulmuyoruz.  Popülist bir yaklaşımla bakanlık açısından puan, sendikalar için üye kaygısıyla çıkarılan zorunlu hizmet affı ateşten bir top olarak sahiplerinin kucağına düşmüştür.

Öğretmenlerimizin üstün çabasıyla soruna yer veren basın mensupları da dahil yaşanan mağduriyet tam olarak anlaşılamamıştır. Yer değişikliğine esas zorunlu hizmet süresinin 3 yıla çıkarılmış olması diğer bir eleştiri konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sürenin 2 yıla indirilmesini tek çözüm olarak görenler bir yanılgı içerisindedirler. Boş kontenjanlar ücretliler tarafından doldurulduğu için pek çok okul reel açıkları ilan etmemektedir. Bir sirkülasyon olmadığı sürece atanacak okul bulmak mucizelere bağlıdır. Atanılacak ilde kadro boşalmadığı sürece, tayinin gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Doğu kırsalında, insanüstü bir gayretle çalışan cefakar öğretmenlerimizin hizmet puanları Batıdaki gelişmiş bir ilçedekinden çok farklı değildir. Doğudaki bir öğretmen açısından zorunlu hizmet affı; yalnızca emeklilik ve ölümle boşalacak bir pozisyonu beklemek demektir.

Zorunlu hizmet süresini iki yıla indirgemekle yetinmek yerine tüm yönetmeliği yeniden şekillendirmek gerekmektedir. Böylece sendikaların affı gözden geçirme ve sözleşmeli üyelerini hatırlama şansları olacaktır. 2006 Yönetmeliğinin olumlu taraflarını, yeni yönetmeliğin hizmet puanı değişiklikleri ile birleştirmek, ücretli öğretmen uygulamasına derhal son vererek tüm kontenjanları açmak pek çok sorunu çözecektir.

Kapalı kapılar ardında, mutabakatla çıkarılan yönetmelik sözleşmeli öğretmeni tümden dışlamış, kadroluları şanslılar ve cezalılar olarak ayırmıştır. Kendi personelini ayrıştıran, dava edilen, en beteri yüreklerde mahkum edilen bir kurumun ne eğitime ne de kendisine saygınlığına hayrı olamaz.

Yükselen tepkileri doğru okuma ve gereğini yapmak bakanlığın yetkisi ve görevi dahilindedir. Mahkemeye ve mahşere kalmadan hakkın sahibine teslimi kurumları yüceltecektir. Bakanlığımızın sendikalarımızın ve dikkatine sunuyorum.

Cansel Güven

 

X