Milli Eğitimde İstikrarı Yakaladık: 9 Yıldır Dünya Sonuncusuyuz!

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ile Uluslararası Öğrencileri Değerlendirme Programı’nın tüm dünyada eğitim alanında referans araştırma olarak gösterilen PISA’nın tescillediği gibi Türkiye eğitimde dibi gördü.

Üç yılda bir yapılan araştırma Dünya çapında 470.000 öğrenci sınanarak gerçekleşiyor. 15 yaş dilimindeki öğrenciler okuma, matematik ve fen bilimleri alanındaki bilgileriyle değerlendiriliyor. Bu test ülkelerin eğitim sistemlerini objektif olarak değerlendirmeleri açıcından çok ciddiye alınmakta, sonuçlar doğrultusunda köklü değişiklikler yapılmaktadır.

PİSA Değerlendirmesine katılan 65 ülkenin 34’ü OECD’ye üye ülkeler. Kore ve Finlandiya üç alanda da ilk sıraları paylaşırken Türkiye son 3 raporda son sıraları kimselere kaptırmamış. OECD ortalamasının 494 puan olduğu sıralamada ülkemiz bu ortalamayı düşüren bir unsur olarak göze çarpıyor. Okuma, okuduğunu anlama ve uygulama becerileri açısından 41. Sıraya yerleşen Türkiye matematikte ve fen bilimlerinde de nal toplamış.

Evlatlarımızın elin Finlandiyalısından, Korelisinden daha aptal olduğunu düşünmüyorsak başarıya etken diğer bileşenlere gözümüzü dikeceğiz. Eğitimde başarının paydaşları nelerdir: Eğitim politikaları, müfredat, öğretmen, öğrenci, veli, ders araçları, okulların fiziksel yapısı…

Neremiz doğru ki?

Söylemekten tüy bitmiş dillerimizle bir kez daha seslendirelim: Türkiye’nin net bir milli eğitim politikası yoktur. Çalıntı, deneysel, siyasal kaygılar taşıyan kopyala-yapıştır ŞEY e eğitim politikası denemez, çorba lafı daha uygun olur.  Son 9 yıldır okul açıldığında önümüze konan müfredatla okulu kapatabildiğimiz vaki değildir. KPSS den dumur olmuş öğretmenler kadrolu, sözleşmeli, ücretli olmanın, atanamamanın, geçinememenin türlü derdiyle perişandır. Kendini geliştiren yüksek lisans ve doktoralı öğretmenin cezalandırıldığı bir sistemde kendini kurtarmakla uğraşmaktadır. Bir inen bir kalkan OKS-SBS zulmü öğrenci üzerinde onulmaz hasarlar yaratmaktadır. Sınava dahil olan konuların üç gün sonra hariç kılınması öğrenciyi umursamaz kılmıştır. Velinin eğitime katkısı yalnızca ekonomik boyutla sınırlıdır. Ders aracı olarak övündüğümüz “ücretsiz ders kitapları” çoğu öğretmenin kapağını açmadığı denli felakettir. Okullarımızın önemli bir oranı barınılmayacak denli kötü, bakımsız ve niteliksizdir…

Üç yıl önceki PISA sonuçlarının açıklanmasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı bir değerlendirme raporu hazırlamış ve şu ifadelere yer vermişti: “PISA çalışmasıyla eğitim sistemimizin zayıf yönleri ortaya çıkmıştır. Örneğin PISA çalışmasıyla ölçülen olasılık, değişim ve ilişkiler, örüntü, metinler arası ilişki kurma gibi boyutlar mevcut programlarımızda yer almamaktadır. Yeni müfredatlarda bu eksiklikler giderilmiş ve kazanımlar yerleştirilmiştir. Eğitim sistemimizde yapılan yeniliklerin öğrenci başarısını yansımaları yine diğer ülkelerle karşılaştırılmalı olarak izlenecek, bu yolla eğitimimizde yapılan yeniliklerin ilk sonuçlarının uluslararası perspektif açısından görülmesi mümkün olacaktır.”

Mevsimler geldi geçti, yıllar geldi geçti ve yine yeniden sonuncuyuz. Anlaşılan o ki Hem OİCD ülkeleri hem de PİSA bizim cevherimizi ölçecek düzeye halen erişememiş…

İstikrar bu hükümetin en çok övündüğü konu. Bir eğitim sisteminin varlığından söz etmek için uygulamalarda da istikrarlı olmak gerekir. Yiğidi öldürsek de hakkını yemeyelim; son 9 yıldır Dünya eğitimde başarı sıralamasında sonunculuğu istikrarlı şekilde korumaktayız. Emeği geçenlere selam olsun…

 

Cansel GÜVEN

 

 

X