Öğretmenler gününü kutladığımız bu hafta mesleğe ait sorunlarımız konuşulacak ve diğer haftaya yine aynı sorunlarla gireceğiz. Ben bu yazımı yüksek lisans ve doktora yapmış öğretmenlere ayırmak istiyorum. Umarım 24 Kasım Öğretmenler Günü hatırına onların sesine kulak veren olur…
***
Bir ülkenin geleceği elindeki en büyük hazinedir. Hazinemizin en değerli paha biçilemeyen parçası ise çocuklarımızdır. Bir millet geleceğini en iyi şekilde yetiştirmek için çocuklarına her şeyin en iyisini vermeye çalışır çünkü gelecekte mutluluk ve refahı sağlayacak onlardır. Onlar olabildiğince donanımlı olurlarsa hedefe o kadar çabuk ulaşacaklar, hem kendilerini ve milletini hem de kendinden sonra gelecek nesli kurtaracaklardır.
Eğitim çocuklarımıza verebileceğimizin en iyisini vermek için oluşturulmuş bir süreçtir. Bu süreç içerisinde gelecek nesilleri yetiştiren, onlara rehberlik eden ise öğretmenlerdir. Bu nedenle geleceğimizi yetiştiren öğretmenlerin de yeterince donanımlı ve çalışkan bir yapıda olmaları gerekmektedir. Eğitim-öğretim içerisindeki birey kendisini yetiştiren insanı örnek almalı ve ondan öğrendiği gibi daha iyi olmak için çok çalışmalıdır.
Öğretmen eğitimin en önemli parçalarından biri hatta beynidir. Bu nedenle öğretmenin kendini geliştirmesi teşvik edilmelidir. Öğretmenlerin alanlarında Lisans Üstü Eğitim almaları sağlanmalı, teşvik edilmelidir. Bu eğitim-öğretimin kalitesi için çok önemli bir katkı olacaktır. Gelişmiş ülkelerde Bu gerçekler doğrultusunda öğretmenlerin lisans üstü eğitim almasına büyük önem verilmiş ve öğretmenler bunun için teşvik edilmiştir. Bu gün gelişmiş ülkelerin hepsinde, hatta Uzakdoğu ülkelerinde bile öğretmenlerin lisans üstü eğitim almaları büyük oranda teşvik edilmektedir.
Bu durum rakamlarla açıklanacak olursa Avusturya’da öğretmenlerin %59’u, Belçika’da %84’ü, Polonya’da %94’ü, Slovokya’da %96’sı lisans üstü eğitim almıştır. Ülkemizde ise öğretmenlerin sadece %7 si lisansüstü eğitime sahiptir. Bu düşük orana rağmen ülkemiz öğretmenlerini lisans üstü eğitime özendirecek bir yaklaşım bulunmadığı gibi, bu eğitimleri alanlar almayanlarla aynı şekilde değerlendirilmektedir. Yüksek Lisans ve Doktora Yapan öğretmenler, 2006 yılından önce alabildikleri %25 ve %40 oranında zamlı Ek ders ücretlerini alamamaktadır. Lisans üstü eğitimin maliyetini güçlükle karşılayan öğretmenler bu anlamda cezalandırılmış durumdadır.
Öğretmenler için başlatılan yeni kariyer sisteminde lisans üstü eğitim yapmanın teşvik edilmesi planlanmıştı. Pratiğe bakıldığında amaç ile yöntemin uyuşmadığı açıkça görülecektir. Yetkiler tarafından lisans üstü eğitim alan öğretmenler sınavsız uzman öğretmen olacağı belirtilmişti. Oysa; YÖK tarafından bilim uzmanı kabul edilen öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uzman öğretmen olarak kabul edilmemiştir. Kıdem hesabı yapılarak lisans üstü eğitim yapmış birçok öğretmen uzman öğretmen yapılmamıştır. Çoğunluğu alt gelir grubunun evlatları olan öğretmenlerin kendini geliştirmesinin önüne farkında olunmadan engeller konulmuştur. Anadolu’dan gelip büyük üniversitelerde lisans üstü eğitim yapan gençlerin bu çabaları ve emekleri görmezden gelinmiştir.
Açıklandığı gibi öğretmenlerin lisans üstü eğitim almaları kağıt üstünde teşvik edilmiş, ek derslerinin kesilmesi, Kıdem-kontenjan sınırı getirilmesi, uzman öğretmen olarak tanınmamaları ile engeller çıkarılmıştır. Bu koşullarda hiçbir öğretmen adayının ya da asil öğretmenin lisans üstü eğitim almak için maddi-manevi yükümlülük almasını bekleyemeyiz. Eğitim alanla almayanın aynı şekilde kabul ve değer gördüğü bir ülkenin kalkınması da düşünülemez.
İçinde bulunduğumuz koşullarda eğitimin ve gelecek nesillerin kazanımları engellemiş, eğitimcilerin ve öğretimin daha nitelikli olmasının önüne geçilmiştir. Bu konuda gerçekçi ve adil bir çözüm bulunması ümidi ve saygılarımızla.
Lisans Üstü Eğitim Yapmış Öğretmenler
Elçiye zeval olmaz, Sayın Bakanımıza duyuruyoruz…
Cansel Güven
