Önce fısıltıyla sonra yüksek sesle dile getirilen kopya skandalları ÖSYM’nin ipini çekti. Birkaç yıl öncesine kadar en güvenilir kurumlar arasında olan bu yapıdaki çöküşün, YÖK başkanının değişmesiyle hızlanması anlamlıdır.
İktidarlar değişse de kesilmeden süren Torpil ve kadrolaşma iddiaları yakın tarihe kadar ÖSYM’nin dışında kalmıştı. Hatalı birkaç sınav sorusu dışında sonuçları açısından tartışma yaşanmayan bu kurum torpilin sokulamadığı tek ölçme merkezi olarak kabul edilmekteydi. Artık bırakın KPSS’yi her yıl milyonlarca öğrencinin yarıştığı üniversite sınavlarının bile güvenilirliliği kalmamıştır. Geriye dönük onlarca sınava ilişkin kopya iddiaları ve deliller, üzeri örtülemeyecek denli ciddidir.
Güven; kazanılması zor, kaybedilmesi kolay, bir kez kaybedilince yerine konulması neredeyse imkansız bir değerdir. Bizden onu çaldılar.
Son KPSS sınavı ile kaybeden tarafta kamunun kendisi var. Biz kazanan tarafı irdeleyelim;
- Yılı çalışırken istifa eden ÖSYM başkanı Ünal Yarımağan, kapıdaki emekliğine yaş haddini beklemeden kavuşmuş, sicili temiz kalmıştır.
- YÖK Başkanı Sayın Özcan, Yarımağan ve birkaç kurul üyesinin ayrılmasıyla zaten üzerine alınmadığı bu skandalın sorumluluğunu üzerinden atmıştır.
- ÖSYM başkanlığına vekaleten, hem de taa İstanbul’dan, ölçme değerlendirme konusunda bir uzmanlığı olmayan bir hoca atanarak doğrudan YÖK’e, dolaylı olarak hükümete memur edilmiştir.
- Yalnızca eğitim bilimleri sınavının iptaliyle diğer alanlardaki hırsızlıklar yapan hanesine kâr yazılmıştır.
- Sayın Mehmet Ali Şahin’in önerisi ile her kurumun kendi adamını seçmesini mümkün kılacak düzenlemelerin önü açılmıştır.
- Milli Eğitim Bakanlığı kadro alımının ertelenmesiyle aynı işi –üstelik ehil olmayanlara bile- 1/5 fiyatına yaptırarak müthiş bir rant elde etmiştir.
- Dershaneler yenilenecek Eğitim Bilimleri sınavı için hızlandırılmış kurslar düzenleyerek bonus kazanç elde etmiştir.
- KPSS olmadı, alan sınavı verelim diyen MEB, idareci, uzman öğretmen torpiliyle yetinmek yerine sıradan öğretmeni de “seçme” şansına kavuşacaktır.
- Tek bir sınavı bile yüzüne gözüne bulaştıran MEB, 84 alanda sınav hazırlayacak komisyonlara nice üstün kabiliyetli, aynı sendikalı eğitimciyi kadrolaştıracak, hayır duası alacaktır.
Görüldüğü üzere bir beladan bin hayır çıkabiliyor, hepimize nasip olmasa da…
Siyasetin bulaşmaması gereken bilimsel kurumların kirlenişinden hepimiz sorumluyuz. Eğitim sürecinde eşit olmasak da ülke genelindeki sınavlarda eşit oluşumuz çok önemliydi. Merkezi sınavların bakanlıklara, genel müdürlüklere devredilmesi, hakkıyla kaybeden için bile haklı bir “acaba” ya neden olacaktır. İddia ediyorum ki, rica ve baskıların yoğunluğu yüzünden bu kurumlar iş yapamaz duruma gelecek, meclis bile isyan edecektir.
Adı, kadrosu, hatta işlevi değiştirilse de merkezi sınav yapan bir kurumun varlığından yanayım. Kazananlara bakınca; ÖSYM’nin önce yıpratılmasına, sonra değiştirilmesine neden olan skandalların neredeyse bilerek yapıldığı izlenimi doğuyor. Yıprat, yık, yerine dilediğin sistemi getir taktiği bize yabancı değil. Kimse Reform yapıyoruz masalı anlatmaya kalkmasın. Biz çoktan uyandık.
Cansel Güven
